Lozan Barış Antlaşması
Mudanya Mütarekesi sonucu, kesin barış antlaşması görüşmelerine gidilmiş ve tarafsız bir ülkenin şehri olarak Lozan (İsviçre) görüşmelerin yapılacağı yer olarak seçilmiştir.Lozan Barış Konferansı’nda, yalnız Yunanistan’la bir hesaplaşma ve savaşa son veren bir barış antlaşması yapma söz konusu değildi. Aynı zamanda, I. Dünya Savaşı’nın galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri süre gelen sorunlara çözüm aranmaktaydı. Açıkça, “Doğu Meselesi” bütün konferansın ağırlık merkezini oluşturuyordu.
Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 Salı günü saat 16′da Lozan şehrinin Mont Benon Gazinosu’nda toplandı. Tarafsız İsviçre Konfederasyonunun Başkanı Habab’ın konuşması ile açıldı. Lord Curzon’dan sonra söz alan İsmet Paşa (İnönü), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davasını önemle belirtmiş, “Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklal istiyoruz” diyerek sesini duyurmuştur.
Yazının devamını okuyun »
Mudanya Mütarekesı
3 Ekim 1922′de Mudanya’da toplanan konferansta Türkiye’yi Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Büyük Britanya’yı General Harrington, Fransa’yı General Charpy, İtalya’yı da General Mombelli temsil etmiştir. Çetin görüşmeler sonunda, Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922′de imzalanmıştır. Yunanlılar, Mudanya’daki Konferansa katılmamış, hazırlanan Antlaşma metnini kabullenerek üç gün sonra imza etmiştir.Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Türkiye - Yunanistan arasında silahlı çatışmaya son verilmiştir. Trakya, Meriç sınır olmak üzere Türkiye’ye bırakılmıştır. Yunanlılar on beş gün içinde Trakya’yı boşaltacaklardır. Yunanlılardan boşalan yerlere İtilaf Devletleri birlikleri girecek, onlar da en geç bir ay içerisinde, Trakya’yı Türklere devredeceklerdir. Türklerin Trakya’da en çok 8000 jandarma kuvveti olacaktır. Türkler, Ateşkes Antlaşmasında öngörülen sınırlar içinde İtilaf Devletleri askeri birliklerinin bulundukları yerlere girmemeyi taahhüt etmektedir. Ateşkes Antlaşması imza edildiği tarihten üç gün sonra yürürlüğe girecektir.
Yazının devamını okuyun »
Ankara Antlaşması
Sakarya Savaşı’ndan sonra tereddütleri ortadan kalkan Fransa, iktisadi ve kültürel konularda ayrıcalık isteklerinden de vazgeçerek, 20 Ekim 1921′de Ankara’da bir Antlaşma imzalamıştır. Bu Antlaşma ile Türkiye - Fransa arasında silahlı çatışma son buluyor, güney sınırımız da tespit ediliyordu.Moskova Antlaşması ile doğu meselesini çözüldüğü gibi, Ankara Antlaşmasıyla da güney meselesi çözülmüş oluyordu. Bu Antlaşma, silah, cephane ve malzeme sağlanması yolunda güney sınırımızdan yararlanma imkanı verdiği gibi, batıda Yunan saldırısına rahatlıkla karşı koymak fırsatını da veriyordu.
Yazının devamını okuyun »
Kars Antlaşması
Sakarya Meydan Muharebesi’nin sağladığı siyasal kazançlardan biri de, Kars Antlaşması’ydı. Kars Antlaşması, Doğuda daha önce Mart 1921′de yapılan ve Moskova Antlaşması’yla düzenlenen ilişkilerin genişletilerek, Kafkas Devletlerini kapsaması, Doğu sınırımızın da kesinleşmesini sağlayan antlaşma olması açısından önemlidir. Kars’ta 13 Ekim 1921′de imzalanan antlaşmaya Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Sovyet Rusya temsilcileri de imza koymuştur.
Moskova Antlaşması
Londra Konferansı’ndaki başarısızlığa karşılık, daha önceki ilişkilerin değerlendirilmesi amacı ile Rusya’ya giden bir TBMM Heyeti, 16 Mart 1921′de Sovyet Hükümeti ile tarihe adı “Moskova Antlaşması” olarak geçen önemli bir belge imzaladı. Ermenilere karşı sağlanılan zaferden sonra, 1. İnönü Savaşı’nın da kazanılması Ruslardaki son tereddütleri ortadan kaldırmıştı. Onlar, daha önceden tanıdıkları TBMM Hükümeti ile sıkı bir işbirliği içine girmeyi kararlaştırdılar. Bu antlaşmaya göre Sovyet Rusya, Sevr Antlaşması’nı kesinlikle tanımıyor ve TBMM Hükümetine her türlü maddi ve siyasal destek vermeyi taahhüt ediyordu. Böylece, 1. İnönü Zaferi TBMM Hükümetine hem o zamanın koşulları içinde sağlam bir müttefik kazandırmış, hem de İtilaf Devletleri ile görüşme masasına oturabileceğini göstermiştir. Artık TBMM kendisini dünyaya açmaktadır
Londra Konferansı
T.B.M.M, Sevr Antlaşması’nı kabul etmemiş, İtilaf Devletleri’ni yurttan çıkarmak için harekete geçmişti. TBMM, Milli Mücadele sırasında Güneyde Fransızlara karşı başarılı olmuş, Türk Sovyet görüşmelerini başlatmış, Yunan ilerleyişini durdurmuştu. I. İnönü Zaferi de kazanılınca İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşmasında bazı değişiklikler yapmak üzere Yunanistan ve Türkiye’nin de katıldığı bir konferansın 23 Şubat 1921′de Londra’da yapılmasına karar verdiler.
Yazının devamını okuyun »
Paris Konferansı
1918 yılı sonbaharında İttifak Devletleri, Ateşkes Antlaşmaları imzalayıp savaştan çekilmişlerdi. Bunun üzerine onlarla yapılacak barışların ilkelerini saptamak için Paris’te 1919 yılının Ocak ayında büyük bir konferans toplandı.27 devletin katıldığı konferansa İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İtalya hakimdi. Savaş sırasında yendikleri devletlerden neler koparacaklarını uyumlu biçimde kararlaştıran üç büyük devlet, İngiltere, Fransa ve İtalya birbirine düştü. Wilson İlkeleri’ni kendilerine göre yorumlayıp, çeşitli kanıtlar göstererek paylaşmadan vazgeçmediklerini gösterdiler.
Yazının devamını okuyun »
Gümrü Barış Antlaşması
Rusya’nın durumundan yararlanarak kendi devletlerini kuran Ermeniler ve Gürcüler, Wilson İlkeleri’ni kendilerine göre yorumlayarak, Doğu Anadolu’nun kendilerine verilmesini istemişlerdi. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, Osmanlı Orduları önce Kafkasları ardından Doğu Anadolu’nun sınır bölgelerini boşalttılar. Türk birliklerinin çekilmesinden sonra işgal hareketlerini hızlandıran Ermeniler, yerli Müslüman halka insanlık dışı davranışlarda bulundular. Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Ermenilere savaş açtı. TBMM, Mondros Mütarekesi kararı gereği boşaltılan Kars, Artvin ve Ardahan’ın tekrar geri alınması için gereğinin yapılması yolunda ayrıca yetki verdi. 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir komutasındaki Türk Birlikleri. 28 Eylül 1920′de taarruza geçti. 29 Eylül’de Sarıkamış’ı, 30 Ekim’de Kars’ı, 7 Kasım’da Gümrü’yü geri aldı. Ermeniler barış istedi. Görüşmelerde TBMM’ini Kazım Karabekir, Erzurum Milletvekili Süleyman Necati Bey, Erzurum Valisi Hamit Bey, Ermenistan’ı ise Başbakan Aleksandr Katisyan ve beraberindekiler temsil etti.
Yazının devamını okuyun »
HZ. HIZIR A.S.
1.Hz. Hızır hakkında genel bilgiler
Hz. Mûsâ döneminde yaşamış ve peygamber olması kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir şahsiyet.
Kur’ânı Kerîm’de, Hızır (a.s.)’in isminden açıkça bahsedilmez. Ancak Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kıssadan “Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul…” (18/65) diye sözü edilen şahsın Hızır (a.s.) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahîh hadislerde bu şahsın Hızır olduğu açıkça belirtilmiştir (bk. Buhârî, ilm 16, 44, Tefsîru’l-Kur’ân, Tefsîru Sûrati’l-Kehf 2-4; Müslim, Fedâil 170-174).
Yazının devamını okuyun »
Evliyalardan İnciler
EVLİYALARDAN İNCİLER
Zahidlerin gözleri, ariflerin ise kalbleri ağlar.
Şükrün neticesi; Allah’ü teâlayı sevmek ve O’ndan korkmaktır.
Eğer cahiller susup, konuşmasalardı, insanlar arasında ihtilaf olmazdı.
Cahiller çoğaldığı için, alimler garip oldu.
Mide ve namusunun iffetini korumak kadar faziletli ibadet yoktur.
Bir kimsenin kalbinde ne kadar kibir varsa, aklında o kadar noksanlık var demektir.
Kul ne kadar dua ederse, Allah teâlâ ondan o kadar belayı giderir.
Üç şey gönlü öldürür: Çok yemek, çok uyumak ve çok konuşmak.
Din bakımından faydalanmadığın kimse ile dostluğunu terket.
Halkın işi gücü fesad olunca, şerlikler başlarına geçer.
Yazının devamını okuyun »
